İyi Ki Doğdun Hagi !

05 Feb 2009

O, biR profesör…O, Karpatların Maradonası…O, I love You Hagi tezahüratlarının Cehennemdeki sahibi…

Sol ayağıyla attığı çalımlar, akıl dolu paslar ve fizik kurallarını zorlayan şutları…

Bugün Galatasaray‘ımızın efsane 10 Numarası Gheorghe Hagi‘nin 44. yaş günü…
İyi ki doğdun Gheorghe Hagi!…

Yazının devamını oku »


Parçalı… Sarı Kırmızı

18 Jan 2009

100 Yıldır değişmeyen tek şey …

Bir Asırdır Gururla taşıyoruz …

[Resimlerin üzerine tıklayarak,gerçek boyutlarında görebilirsiniz.]


Milan Baros

15 Jan 2009

MilaN Baros ! …

Hani şu torba değil ki büzüştürelim dediğimiz ağızlardan çıkan “Pembe ayakkabı” eleştirilerine attığı gollerle; logar kapağı takıp, o ağızların aslında büzüşebildiğini gösteren,
Avrupa devlerinde oynamış, gol kralı olmuş,
“Sempatik ama Acımasız” Golcü…

Daha fazla söze gerek var mı ?

Adıyla, şanıyla biz Galatasaray taraftarının gönlünü fethetmiş,
Gollerle tüm eziklerin dudağını uçuklatmış,
Pembe Ayakkabılı acımasız golcü… Sempatik de hem.

Aslında bir Kral…
Öyle ki;
Baksanıza nasıl da yakışmış Taçsız kRal’ın parçalısı AvrupaKralına.

MilaN Baros ! …

Dileğimdir ki, Parçalıyla Parçala Baros !


Bay Tesadüf veya Aziz Bey!

12 Dec 2008

Bay Tesadüf veya Aziz Bey!
Ne demişti Sayın Aziz Yıldırım? Şunu; “Galatasaray’ın UEFA Kupasını çok büyütüyorsunuz. O bir tesadüf idi.”

Peki, doğru muydu Sayın Yıldırım’ın bu görüşü, ya da yakıştırması? Tabii ki değildi. Bu, buram buram fanatizm, ya da ulaşılamayacak ciğere mundar demekti.
Yazının devamını oku »


Alpaslan, Metin’i Anlatıyor

09 Dec 2008

MetiN Oktay … Taçsız Kral …

MetiN abimiz … Hani ardında, onu bir kez olsun canlı izlemek için herşeyini verebilecek bir nesil bırakan adam …
Üstad … Beyfendi … Adam gibi adam …

Onu anlatıyor rahmetli Alpaslan Abimiz. . .
Gidişi bile MetiN Oktay gibi olan Galatasaray aşığı Alpaslan Dikmen’imiz. . .

Ruhunuz şa’d olsun …

Yazının devamını oku »


10′un kaleminden …

09 Aug 2008

Metin Oktay…

Biliyorum, onu anlatmaya ne benim kelime haznemdeki gururkar, övgü dolu sözcükler, ne de sizlerin aklından gecenler yetmez…Onu anlatmak,  onu anlamak kadar kolaydır aslında ama onu anlamak da Galatasaray aşığı olmak kadar zordur.

Onu anlatmak içindir sanki üçNokta … Adının sonunda hep (…) görürüz…

O öyle bir insandır ki parmakla göstermeye bile kıyamazsın.
O öyle bir Galatasaraylıdır ki formasını taşıyamazsın.
O öyle vefalıdır ki, kendinden utanırsın.
O öyle bir golcüdür ki, gollerini sayamazsın.

ve o öyle bir Metin Oktay‘dır ki eşini, benzerini bulamazsın…
Yazının devamını oku »


#14# Mehmet TopaL

30 Jul 2008

MEHMET TOPAL

Memleketi Malatya’da seçmelere girdiğinde krampon alacak parası yoktu. 3 numara büyük emanet kramponların içine gazete kağıdı doldurup seçildi. Çanakkale’ye gittiğinde ailesinden ilk kez ayrılmıştı, dayanamadı kendini otogara attı. Takım arkadaşı yoldan çevirmese bugün David Moyes, Mehmet Topal’ı istiyorum der miydi? Hasan Şaş’dan sağbek, Servet’ten ön libero yaratan Song ve Tomas’ı geçen sezon hazırlık maçlarında yine ön libero oynatan futbol dahisi (!) Feldkamp, Linderoth sakatlanmasa yüzüne bile bakmayacaktı onun. Tırnağıyla kazıyıp gelen futbolcular vardır ya, hazıra konmayan işte onlardan Mehmet Topal. Kariyer dediğin futbolda bazen de başkalarının kaderiyle belirleniyor. Pires Galatasaray’a gelse ya da Carrusca topçu çıksa; Arda’nın önü açılır mıydı böyle 2 yaz önce. Topal’ın da kaderini Linderoth’un sakatlığı çizdi. Feldkamp çaresizdi, sildiği adamı sahaya sürdü. Türk futbolunda defansif orta sahalar arasında ayrılan özelliği boyu. Nice çok koşan ancak boyu kısa adam telef oldu gitti bu mevkide Galatasaray’da. Vieira’yı çok sever, fiziği de benzer. Üstüne koyduğu; omuzlarını ve kalçasını kullanmayı öğrenmek oldu. Rakipten top çalarken ya da saklarken ince fiziğini rakipten sakınıyordu. İşte bunun üstesinden gelip büyüdü Mehmet Topal. Dişe diş oynamıyordu, saf ve temiz kalıyordu sahada. Rakibe nasıl top göstermez, vücut nasıl araya sokulur onu öğrendi. Yazının devamını oku »


#3 Büyük Kaptan / Bülent Korkmaz

17 Jul 2008

Lütfen bu hikayeyi ayakta okuyunuz!..

Doğuştan Lider

Edirnekapı’daki mahalle arkadaşlarını maç için ayartan odur. Aşağı mahalle, yukarı mahalle maçlarının değişmez organizatörüdür. Okulun bahçesi, toprak saha, sokak arası hiç farketmez, derslerden arta kalan vakitte her daim futbol vardır hayatında. İlkokulda sınıfında başkanlık yapmaz ama sahaların lideri her zaman odur. 70’li yıllar, Uzay Yolu seyredilen, pikap çalınan, telgraf çekilen, yoğurtçuların gezdiği sokaklarda iki taştan kale yapılan, üç kornerin bir penaltı olduğu, kazananın Ankara gazozunu kafaya dikdiği, çocuklarının terli sırtlarına annelerin tülbent koyduğu yıllardır.

Yerinde duramayan bir çocuktur Bülent. Eve sadece yemek ve uyumak için uğrar. Futbol topunun, misketin peşinde geçer o yıllar. Hava karardığında gider eve ve en geç 9.30’da yatağında olur. Uykusuna düşkündür. Yıllar sonra profesyonel yaşamında da bu huyundan vazgeçmez: “Evde misafir olsa bile farketmez benim için, bana müsaade der ve gider yatarım. Suarede sinemaya gitmemişimdir. En geç 12’de yataktayımdır” diye anlatır profesyonelliğinin sırlarından birini.

Yazının devamını oku »